İçeriğe geçmek için "Enter"a basın

Yaşam İçgüdüsü Nedir?

Bildiğiniz üzere insanların temel içgüdüleri vardır bu içgüdüleri Beslenme, Dışkılama, Üreme vs. diye çoğaltabiliriz. Fakat bunlardan bazılarını dizginleyebiliriz ya da bastırabiliriz örneğin Üreme İçgüdüsü gibi. Tabii bazılarını da ne yapsak yapalım engelleyemeyiz bkz: Yaşam İçgüdüsü bu yazımda Yaşam İçgüdüsü Nedir? buna değinmek istiyorum.

Yaşam İçgüdüsü Nedir?

Yaşam İçgüdüsü insanların her ne kadar engellediğini düşünse de aslında temeline baktığımız da bunu hiçbir şekilde engelleyemediği bir içgüdüdür.  1920’de Freud Haz İlkesinin Ötesinde adlı kitabında ilk kez ölüm ve yok olma içgüdüsünden bahsetmiştir. Bunun doğuştan gelen libido’nun karşıtı olan ayrı bir içgüdü olarak göstermiştir.

İnsanların Ölüm(Tanatos) ve yok olma (destrudo) içgüdüsüne karşılık olarak yani bunu engellemek amacıyla yaşama içgüdüsü gelişmiştir. Yani yaşamasına karşın olan bir tavırda saldırıya geçmesi bu yüzdendir hatta bazı durumlarda refleks bile olabilir. Yani aslında yaşam içgüdüsü, saldırganlık içgüdüsünü tetikler.

İnsanın bütün gereksinimlerini karşılayabilmesi için en başta yaşıyor olması gerekiyor yani bu bağlamda baktığımız da ise en temel içgüdü yaşama içgüdüsü olarak görünüyor. Yaşama İçgüdüsü’nün engellenemez olduğunu gösterecek iki örnek vererek yazımı bitirmek istiyorum.

1 – Kendini Asarak İntihar Etme Vakası

Bunu inceleyecek olursak, kişiler intihar etme eylemini kendi istekleri ile gerçekleştirirler. Fakat Yaşam İçgüdüsü burada karşımıza çıkıyor. Kişi taktı boynuna urganı astı kendini daha sonra vücudun nefes alamaması ve insanın çırpınmaya başlayarak, ipi boynundan çıkarmaya çalışması bu içgüdünün eseridir. Kendi isteği ile intihar etse de yaşam içgüdünü engelleyemedi ve ipi boynundan çıkarmaya çalıştı.

2 – Yüzme Bilen Fakat Denizde Panikleyen Birisi

Burada ise şu cümleye dikkat çekmek istiyorum;  “Ben oğlumu canımdan çok seviyorum, onun için ölürüm.” Tabii ki böyle şeyler günümüzde mevcut ameliyatlar vs. ama anlatacağım bu örnekte işler böyle yürümüyor. Bir aile düşünelim, bir adet küçük çocukları var yaşı fark etmiyor bunlar tatile gidiyorlar. Öyle bir yol düşünün ki yani deniz ve virajlar çok fazla araç ile yolda ilerlerken araba suya uçuyor ve arabadan bir şekilde çıkıyorlar her şey olacağı şekilde devam ediyor. Fakat arkadan o kadar büyük bir dalga geliyor ki, bu dalga aileyi vuruyor daha sonra aileden bir birey panikliyor ve batmaya başlıyor. Bu anda “Uğruna canımı veririm” dediği çocuğunun kafasına bastırarak suyun üzerine çıkmaya çalışıyor. Bu davranışta yaşam içgüdüsünün engellenemez olduğunu görmüş oluyoruz. Yaşamak için beklide çocuğun hayatına son veriyor.

İlk yorum yapan siz olun

Bir cevap yazın