İçeriğe geçmek için "Enter"a basın

Sarıcakaya – Dağküplü 2.Gün ve Dönüş

Bir önceki yazılarımda dağküplü de (Bkz : Sarıcakaya – Dağküplü 1.Gün , Bkz : Sarıcakaya – Dağküplü – Hazırlık) neler yaptığımızdan bahsetmiştim. Onları okuyup bu son yazımıza gelirsen çok sevinirim hem sende boşlukta kalma çünkü önceki yazılara dayanarak bazı örnekler verdim.

Biraz fazla uyumuşuz ve güne biraz geç başladık sanırım, çünkü tam anlamıyla ayılmamız öğle saatlerini buldu. Ama tabii bu yarım yamalak uykularla çünkü sürekli uyanarak sobayı kontrol ettik. Sönmesi ve tütme riski olabilir bu yüzden temkinli uyuduk sanırım uykumuz bölündüğü içinde bu kadar fazla uyuduk.

Güzel bir kahvaltı sonrasında etrafın normalden biraz fazla dağıldığını fark ettik ve dağıttığımız bu fazlalıkları toparladık. Evde sıcacık otururken birden yazarbey geldi aklımıza ve artık dönelimde şunu anlatalım okuyuculara dedik. Bu fikir o kadar çabuk zihnimize işlendi ki ekipteki herkes onayladı bunun gazıyla kalan yemeklerimize göz attık. Stokumuzda 2 paket tavuk bonfile, 1kg dana antrikot ve 1 paket yaklaşık 700gr incik vardı. Dedik ki bonfileler ile tantuni yapalım yiyelim akşamda geri kalanları yaparız ve gideriz diye düşündük.

Öğleden sonra 16:00…

Tantunimizi yaptık ve yiyesiye kadar saat 17:00 olmuştu bulaşıklarımızı yıkadık etrafta birazcık gezindik ve 2 saat sonra antrikotları yapmaya başladık. Bunları külbastı usulü yaptık iyice pişen közlerin üzerine kaya tuzu atılmış antrikotlarımızı attık ve ters düz ettik çok fazla sürmedi bu yaklaşık 1 dakika içinde pişti ve hayatımda yediğim en güzel etlerden biriydi. Bununla yavaş yavaş uğraşırken zaman bayağı bir geçti zaten hava karardı kaldığımız yerde sis yoktu ama yollarda epey varmış buna ileride değineceğim.

Eşyalarımızı toparlayarak arabaya taşıdık ve yerleştirdik evin içerisini tamamen temizledik ve sobayı söndürdük ki bizim arkamızdan harlanıp falan bir sıkıntı çıkarmasın. Evet arabaya bindik ve geri dönüş başladı.

Zorlu geri dönüş yolcuğu…

Yola çıktık her şey gayet güzeldi ta ki Dağküplü Mahallesinin merkezine geldikten sonra bütün işler değişti havada birazcık sis vardı. Ama bu fazla sorun teşkil etmiyordu çünkü fazla değildi sis bayağı bir ilerisini görebiliyorduk.

İlerledikçe rakım artıyor(Dağküplü rakım olarak biraz aşağıda kalıyor.) rakım arttıkça siste artıyor ve öyle bir noktaya geldi ki 2 metre ilerisini zor görmeye başladık. Yolda sadece şeritleri görebiliyorduk yani tek güvence noktamız şeritler oldu o anda. Yollar eski tarihlerde yapılmış demiştim ya hani işte bu yüzden bazı şeritler artık gözükmüyor bile bizde yolumu takip etmekte zorlandık bu neden dolayı. Yavaş yavaş ilerledik güzergah boyunca bu sis Tepebaşı ilçesine bağlı Yarımca Mahallesine gelene kadar devam etti oradan sonra git gide azaldı ve güzergaha normal seyrinde devam edebildik.

Buradan sonrası zaten standart sıkıcı şehir trafiği işte anlatmaya gerek yok diye umuyorum. Bu gezi yazımında burada sona getiriyorum biraz uzun oldu sanırım ama anlatmam gereken şeylerdi bunlar. Buraya kadar yılmadan okumayı başardıysanız teşekkür ederim.

İlk yorum yapan siz olun

Bir cevap yazın