arama

Sarıcakaya – Dağküplü 1.Gün

  • paylaş
  • paylaş
  • paylaş
  • paylaş
  • paylaş
  • Serkan Erdoğan
  • 1 Star2 Stars3 Stars4 Stars5 Stars (Bu yazıya oy vermek ister misiniz?)
    Loading...

Bir önceki yazıda dağküplü için (Bkz: Sarıcakaya – Dağküplü) biraz hazırlık safhasından yolların durumundan ve ulaşımı anlatmıştım. Hatırlamıyorsan sevgili dostum üstteki Bkz’ye bir bakıver ikimizde mutlu olalım.

Evet, boş yapmayalım daha fazla sadede geçeyim artık şu güzel soruyu soruyorum sizin yerinize ilk gün ne yaptık?

Bahçe evine ilk adımımızı attık ve eşyalarımızı bıraktık bizden önce ev uzun süredir kullanılmıyordu bu yüzden içerisi buz gibiydi. Şöyle anlatmak gerekirse dışarısı evin içinden daha sıcak durumdaydı. Hemen dışarıda olan kuru çalı çırpılarla sobayı yaktık ve dışarıda bulunan kalın odunları balta yardımıyla sobanın içine sığacak ebatlarda parçaladık. Düşüncemizde iki gece kalmak vardı ve bu düşünceye bağlı kalarak stokumuzda bulunan odunların yetersiz olacağı kararına vardık. Ekipten birini içeride sobayla ilgilenmesi için bıraktık ve diğer kalanları ile hem dağdan kuru odun toplamaya hem de Kanlıca Mantarı toplamaya çıktık.

Dağa tırmanış safhasına başladık…

Bizden önce biraz yağmur yağmış ve toprak ıslaktı biz dağa tırmanırken yağmur yeniden küçük küçük çiselemeye başladı buda işimizi biraz zorlaştırdı. Birbirimizden biraz ayrılarak etrafı keşfe çıktık ve bulduğumuz kuru odunları belirlediğimiz bir noktada toparladık. Gün için bu kadar kuru odun yeterliydi odunlar orda bizi bekleyebilirdi.

Evden çıkarken evde kalan arkadaşa mantar bulmadan eve gelmek yok dedik ve çıktık bu yüzden bu sözümüzü tutmalıydık. Bizden önce mahallenin halkı mantar toplayama çıkmış sanırım çünkü etrafta çürük mantarlar doluydu. Tabii hayvanlarda yapmış olabilir bunu ama bu yüzden mantar işimiz biraz kısıtlı kaldı ancak birkaç tane tadımlık bulabildik.

Bu arada şöyle de bir uyarı yapalım mantardan anlamayan arkadaşlarımız kesinlikle bu işe bulaşmasın çünkü mantar zehirlenmesi aşırı kötü sonuçlar doğurabiliyor. Yan etkisinin sonradan çıkması da işin cabası diyebiliriz.

Biz bu işleri tamamlayıp tekrar eve döne siye kadar saat öğlen 1’i geçmişti. Zaten biraz geç çıkmıştık Eskişehirden

Eve dönüş yolumuz gayet kolaydı kuru dalları arkamıza aldık sürükleye sürükleye aşağıya kadar indik ve dalları evin avlusuna çekip orada sobaya girecek şekilde kırdık. Karnımızda acıkmıştı artık ve biraz da tatlı yorgunluk vardı. Vakit kaybetmeden içeriye girdik sobayla ilgilenen arkadaş kahvaltı sofrasını hazırlamıştı ve evin içerisi sıcacıktı. Kahvaltımızı yaptık biraz dinlendik falan derken daha sonra hep beraber bir kez daha dağa çıktık ve etrafı iyice gezdik.

Yabani hayat oldukça canlı burada dağda çoğu yerde domuz izleri görebilirsiniz. Bu arada bahçelerde oldukça fazla kedi ve köpek var ve çoğu aç durumdalar giderken yanınıza onlar içinde bir şey alırsanız ya da yediğiniz et yemeklerinin artıklarını çöpe atmak yerine bir kaba koyup herhangi bir yere bırakabilirsiniz.

İlk günümüz genellikle bu şekilde dağa iniş ve çıkışlarla geçti çünkü kuru odun, çalı ve çırpılara halen ihtiyacımız vardı…